8 Ocak 2012 Pazar
1 Ocak 2012 Pazar
01.01.12
Yeni yılın ilk yazısına bir itirafla başlamalıyım . Geçen yıl blogumu çok ihmal ettim… Bu blogu okuduğunu bildiğim dostlarımdan özür diliyorum.
Bu ihmalin nedenleri arasında öncelikle tembelliğim geliyor elbet. Bir de bu ülkede yaşanan olaylar… Yaşanan olaylara ilişkin siyasi iktidarın, sözüm ona parlamenter muhalefetin düzeysiz tartışmaları… İnsanların dini inançlarını ticaret ve siyasete malzeme olarak kullanan cemaat ve tarikatların ülkedeki etkinlikleri… Bu cemaat ve tarikatların denetiminde yalakalığın sınırlarını zorlayan yandaş medyanın, yargının, üniversitelerin teslimiyetçi tavırları… Cemaat faşizminin bitmeyen operasyonları ve davalarına karşı duyarsız insanların seçimlerdeki tercihini inadına bu olumsuzlukları sürdürmekten yana kullanmaları… Bendeki yazı yazma isteğini yok etti. Bu koşullarda yazı yazmak içimden gelmiyor.
Geçen yıl ki yeni yıl yazıma “ YENİ YIL VE YENİ UMUTLAR “ başlığını uygun görmüşüm. Geçen yıl ki ilk yazımda umut olarak gördüğüm ve hazırlıklarına bir yıl önceden başladığım Hindistan-Nepal-Sri Lanka gezisiydi. Bu geziyi 16 Eylül – 30 Ekim tarihleri arasında tam da planladığımız gibi hiçbir aksilik olmadan gerçekleştirdik. Onun için geçen yıl umutlarım gerçekleşti…
45 gün süren bu gezimde yeni ülkeler, yeni kentler, yeni insanlar tanıdım. Bol bol fotoğraf çektim. Bu gezim sırasında ülkemdeki yukarda saydığım olumsuzluklardan mümkün olduğunca uzak kaldım. Ama tümüyle kaçıp kurtulmak asla mümkün değil. Bu gezinin sonunda izlenimlerimi anlatırken şu değerlendirmeyi rahatlıkla yapıyorum. Biz bugüne kadar sadece Batı’yı (ABD ve Avrupa) dünya olarak tanımışız. Batı’nın değerleri, Batı’nın kültürü, Batı’nın yaşam biçimi okullarda, medyada, iş yaşamında bize öğretilmiş, benimsetilmiş, bazen de dayatılmış… Oysa dünya sadece Batı’dan ibaret değil… Orada, Doğu’da bambaşka bir dünya var. Bizim tanımadığımız, bilmediğimiz Doğu’nun yaşam biçimi, değerleri, kültürü, inançları Batı’dan çok farklı. Bu gezilerin sonucu olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Artık bana Doğu, Batı’dan daha yakın…
Bu gezide Hindistan’ın kuzeyinde Delhi, Jaipur, Agra, Kajuraho, Varanasi kentlerini , güney batısında Kerala ve Goa eyaletlerini ve güney doğusundaki Tamil Nadu eyaletinin Chennai kentini gezdim. Hindistan’ın kuzey komşusu Nepal’i ve güney komşusu Sri Lanka’yı da gezdim, gördüm, fotoğrafladım. Bu üç ülkenin farklı kentlerinde değişik izlenimlerim oldu ama bir de ortak izlenimim var. O da bu üç ülkenin inanç ağırlıklı bir toplumsal yapılarının olduğudur. Bölgesel ve kentsel değişiklikler dışında Ortadoğu merkezli üç kitaplı-peygamberli dinlerden İslamiyet ve Hıristiyanlık toplam inanç içinde yüzde onların altında. Yahudilik ise eser miktarda. Buna karşılık Hinduizm yüzde yetmişbeşler düzeyinde. Yüzde sekiz-on civarinda Budizm yaygın. Azınlık düzeyinde Janistler, Sihler, Yezidiler ve diğerleri var. Tapınaklarını ve inananlarını gördükten tanıdıktan sonra din konusundaki düşüncelerimde, yargılarımda değişiklikler oldu. Bu çok ayrı bir yazının konusu.
Bu gezide en çok etkilendiğim yer ise hiç kuşkusuz Hindistan’ın Kerala eyaleti oldu. Hindistan gezileri için rehber kitapları ve internetteki web sayfalarını okurken Goa için hep şu uyarı ile karşılaştım. “Hindistan Goa değil. Goa Hindistan değil.” Kuzey Hindistan’ı gördükten sonra bu saptamanın ne denli doğru olduğunu anlıyorsunuz. Kerala’yı gördükten sonra ise Goa Hindistan değilse Kerala hiç değil…
50 yıldan fazla geçen yılın Nisan ayındaki son seçimlere kadar ( bu seçimleri iki sandalye farkla kaybettiler) Hindistan Komünist Partisi (Marksist) tarafından yönetilen Kerala’nın her yerinde kızıl bayraklara, orak-çekiçli duvar yazılarına, Marks-Engels-Lenin’li parti afişlerine rastladıkça ne kadar farklı bir dünyada olduğunuzu anlıyorsunuz…
Kısacası 11 yılındaki 45 günlük Hindistan, Nepal ve Sri Lanka gezisinden çok sayıda fotoğraf ve değişik anılarla döndüm. Öncelikle en kısa zamanda bu gezi fotoğraflarını blogumda paylaşacağım. Zaman buldukça da anılarımı yazmaya çalışacağım.
Çizerini bilmediğim için adını yazamadığım ama internette görüp çok beğendiğim bu karikatürü –çizerinin emeğine saygı duyarak ve hoş görüsüne sığınarak) sizinle paylaşıyorum. Yeni yılda; Uyuyanlara, uyutanlara inat uykusuz kalmaya, okumaya, araştırmaya, gezmeye, görmeye ve düşünmeye devam edenlere selam, sevgi ve saygılarımla.
9 Eylül 2011 Cuma
YENİDEN " NAMESTE HİNDİSTAN ! "
5 Ekim ’09 tarihinde bu blogda yazdığım “ NAMESTE * HİNDİSTAN ! “ başlıklı yazımda ilk Hindistan yolculuğum öncesi Hindistan hakkındaki düşüncelerimi, Hindistan tutkumun kaynağını yazmıştım…
’09 yılında 15 Ekim – 22 Kasım tarihleri arasında Mumbai ve Goa’yı kapsayan çok keyifli bir Hindistan yolculuğu yapmıştık eşimle. Hatta bu yolculuğun bir bölümünde 24 Eylül ’10 da yitirdiğim can dostum Emin Tanrıyar’la ve arkadaşı Arzu ile de buluşmuştuk… Emin’le uzun süre yaşamayı düşündüğümüz Hindistan’ın güney batısında Goa’yı tanımış ve Kerela’yı sonraki yıla bırakmıştık…
Hindistan’a ikinci kez “ Nameste ! – Merhaba ! “ dememe sadece bir hafta kaldı. Bu yolculuğumun takvimi ve rotası konusunda kısa bilgiler vermek istiyorum.
Bu kez 09’da eksik kalan Hindistan’ın klasik turu olan Kuzey Hindistan bölgesini (Delhi-Agra-Jaipur-Varanasi) tanıdık bir dost grubuyla gezeceğiz. 16-26 Eylül’deki bu klasik turdan sonra dostlarımız İstanbul’a dönerken biz ailecek (eşim ve kızımla birlikte) Hindistan’ın kuzey komşusu Nepal’e geçeceğiz. Nepal’de Himalaya dağlarının eteklerindeki Katmandu ve Pokhara kentleri ile çevrelerini gezeceğiz.
Nepal’den tekrar Hindistan’a dönüp kızımızı İstanbul’a yolcu ettikten sonra eşim ve ben Hindistan üçgeninin en güney-batı ucundaki Kerala’ya gideceğiz. 11 gün Hindistan’ın bu çok farklı eyaletinde gezindikten sonra Hindistan yarımadasının incisi ya da gözyaşı damlası olarak adlandırılan Kerela’ya çok yakın Sri Lanka’ya geçeceğiz. Yakın zamana kadar Tamil gerillaları ile bir iç savaş yaşayan bu ülkenin iç kesimlerindeki ünlü Hindu tapınaklarını ve sahillerini görmeye de bir beş gün ayırdık…
Sri Lanka’dan bu kez Hindistan’ın güney-doğusundaki Chennai bölgesine geçeceğiz. Beş gün kadar da bu bölgede dolaştıktan sonra 09’da tanıdığımız Goa’ya da bir nostaljik bir beş gün ayırdıktan sonra başladığımız noktaya Yeni Delhi’ye geri döneceğiz. Cumhuriyet Bayramını Yeni Delhi’de geçirdikten sonra 30 Ekim’de yolculuğumuz İstanbul’da son bulacak…
Bu yolculukta Hindistan’ın 3 ayrı bölgesini ( kuzey, güney-batı ve güney-doğu) tanıdığımız gibi Hindistan’ın kuzey ve güneydeki komşu ülkelerini de görmüş olacağız. Bu yorucu geçeceği belli olan yolculukta hem Hindistan’ın hem de komşu ülkelerinin farklı kültürlerini tanımış olacağız. Ben yine bol bol fotoğraf çekeceğim. Fotoğraf makinem için hafıza kartlarımı yedekledim. Eşim de gezdiğimiz yerleri video kamerasıyla saptayacak.
Bu yolculuğun Kuzey Hindistan, Kerala ve Goa bölümlerinde sevgili dostum Emin Tanrıyar’ın ruhu da benimle birlikte olacak. Bu nedenle bu yolculuğumu sevgili dostuma adıyorum. Bütün Hindu ve Budist tapınaklarındaki tanrılara ve tanrıçalara ondan selam götüreceğim. Yediğim her yemekte , içtiğim her içkide, çektiğim her fotoğraf ta onu anacağım. Bu yolculuk benim için biraz da benim kendime bir iç yolculuğum olacak.
Bu yolculukta Türkiye’nin ve dünyanın sorunlarından zaman zaman uzak kalacağım. Siz dostlarım için en güzel fotoğrafları çekmeye çalışacağım.
Hindistan’ın farklı coğrafyası, tarihi, kültürleri, inançları, tapınakları, tanrıları, tanrıçaları, zenginliği, yoksulluğu, sahilleri, balıkçıları, renkli ve mutlu dost insanları beni çağırıyor.
Şimdi Hindistan’a yolculuk zamanıdır…
Esen kalın ! Dostlukla kalın !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
